ÖNEMLİ  UYARI
      Aşağıdaki yazıyı okurken şu gerçeği sakın unutmayın:
    Hiçbir kelime, hiçbir cümle ve hiçbir söz gerçeği anlatamaz.
    Çünkü onların böyle bir yeteneği yoktur. Onlar, sâdece bahsettikleri şeyi işaret ederler.
    Kelimelerin, cümlelerin ve sözlerin işaret ettikleri şeyleri anlamak yalnızca o şeylere tam farkındalık ile tanık olmak ve yaşamakla mümkündür.
    Bu yüzden burada yazılan hiçbir şey KESİNLİKLE gerçeğin kendisi değildir ve KESİNLİKLE gerçeği anlatamaz. Onlar, gerçeği sâdece işaret eder. Bu nedenle söylenen, yazılan, çizilen hiçbir şeye ve bu yazıda yazılanlara "KESİNLİKLE" inanmayın. Çünkü "İNANÇ, ZİHNİNİZDE OLUŞAN GÖRÜNTÜLERİN GERÇEK OLDUĞU ZANNINA YOL AÇAR. BÖYLECE SİZİ KÖRLEŞTİRİR. GERÇEĞİN DEĞİL, YANLIŞIN PEŞİNDEN GİTMENİZE SEBEP OLUR."
   
  DÜŞÜNCENİN HAREKETİ VE YÜZLEŞME
      İlginizi herhangi bir düşünceye verdiğinizde ne olduğuna hiç dikkat ettiniz mi?
    İlgi gösterdiğiniz veya içten onay verdiğiniz her düşünce artık kişiliğinize eklenen yeni bir yapıdır.
    İlgi gösterdiğiniz herhangi bir düşünce birbirleriyle çelişmeyen ve çatışmayan şeyler değildir. Çünkü her düşünce sınırlı, bölücü ve çelişkilidir. Tüm düşüncelerin doğası böyledir. Bu nedenle kişiliğimize eklenen her yeni düşünce, aynı zamanda eklenen yeni bir çelişkidir.
    Ve çelişkiler, içimizdeki ve dışımızdaki tüm çatışmaların da tek kaynağı. İnsan, karmaşa ve çelişkilerle dolu bu yığını ben olarak kabul eder. Dünyaya ve evrene sıkıntı ve acı çektiren, kişiliklerdeki işte bu karmaşa ve çelişki dolu yapılardır. İşte insan, bütün bunların farkında değil. O, uygarlıklar boyunca sayısız düşünceyi kendine dost edindi.
    Ben, kişiliği ile yüzleşmiyor. Bunu yapsa, karmaşa ve çelişkiler hemen çözülmeye başlar. Ayrıca yüzleşmeden kaçmak ve ertelemek, koca bir boşluk oluşturur. Yüzleşme sırasında ise bu boşluk ortaya çıkar. Kişi, bundan kaçamaz.
    Yüzleşme can sıkıntısı ve pişmanlık getirir. Çünkü kişiliğimizdeki sorun yaratan yapılar yıkılmaktadır. Yüzleşme sırasındaki bütün o can sıkıntısı, pişmanlık, rahatsızlık, korku, kaçış ve feryat işte bu yıkılmakta olan yapılara aittir. Yıkım, karmaşa ve çelişkilerin ölmesidir. Bu da iç özgürlüğün ortaya çıkışıdır.
Hem düşüncelerin kişiliğimize eklenmemesi hem de gerçek ve tam yüzleşmenin olması, ancak ve ancak "KENDİMİZ  DAHİL  HERŞEYDEN  VE  HERKESTEN  TAMAMEN  ÖZGÜR  KALMAK " ile mümkün. Elbette "düşünceler" de herşey kelimesine dahil.