ÖNEMLİ  UYARI
      Aşağıdaki yazıyı okurken şu gerçeği sakın unutmayın:
    Hiçbir kelime, hiçbir cümle ve hiçbir söz gerçeği anlatamaz.
    Çünkü onların böyle bir yeteneği yoktur. Onlar, sâdece bahsettikleri şeyi işaret ederler.
    Kelimelerin, cümlelerin ve sözlerin işaret ettikleri şeyleri anlamak yalnızca o şeylere tam farkındalık ile tanık olmak ve yaşamakla mümkündür.
    Bu yüzden burada yazılan hiçbir şey KESİNLİKLE gerçeğin kendisi değildir ve KESİNLİKLE gerçeği anlatamaz. Onlar, gerçeği sâdece işaret eder. Bu nedenle söylenen, yazılan, çizilen hiçbir şeye ve bu yazıda yazılanlara "KESİNLİKLE" inanmayın. Çünkü "İNANÇ, ZİHNİNİZDE OLUŞAN GÖRÜNTÜLERİN GERÇEK OLDUĞU ZANNINA YOL AÇAR. BÖYLECE SİZİ KÖRLEŞTİRİR. GERÇEĞİN DEĞİL, YANLIŞIN PEŞİNDEN GİTMENİZE SEBEP OLUR."
   
  HEP GENÇ KALMAK
      Hep genç kalmak istiyoruz.
    Kim istemez ki.
    Kimimizde 20 yaşında, kimimizde 50 yaşında başlıyor: Saçlar beyazlıyor, yüzde kırışıklıklar çıkıyor. Vücudun esnekliği, çevikliği azalıyor; hareketler yavaşlıyor. Bazılarında kamburlaşma başlıyor. Vücut çabuk hastalanıyor ve hastalığı zor iyileşiyor. Küçük yaşların neşeli, sâde, mutlu, tasasız hâli büyüdükçe daha çok azalıyor. Çocukken bir köpeğe, bir balona, akan suya, uçan kuşa bakarken hissedilen o tatlılık, o saflık, o güzellik hissedilmez oluyor. Kaybettiğimiz birçok şeyi aramaya başlarız. Çocukluğumuzdaki o tasasız ve mutlu hâli özleriz. Çocuk sahibi olup kaybettiklerimizi onlarla beraber tekrar canlandırmak isteriz. Spor, bitkiler, ilaçlar ve hatta büyülerle gençliği, tazeliği geri getirmek isteriz.
    Yaşamınızdaki bir problemi çözmek istiyorsanız, o problemin asıl kaynağının ne olduğunu görmek zorundasınız. Asıl kaynak ortadan kalkmazsa o problemi hiçbir zaman çözemezsiniz.