| ÖNEMLİ UYARI | |
| Aşağıdaki yazıyı okurken şu gerçeği sakın unutmayın: Hiçbir kelime, hiçbir cümle ve hiçbir söz gerçeği anlatamaz. Çünkü onların böyle bir yeteneği yoktur. Onlar, sâdece bahsettikleri şeyi işaret ederler. Kelimelerin, cümlelerin ve sözlerin işaret ettikleri şeyleri anlamak yalnızca o şeylere tam farkındalık ile tanık olmak ve yaşamakla mümkündür. Bu yüzden burada yazılan hiçbir şey KESİNLİKLE gerçeğin kendisi değildir ve KESİNLİKLE gerçeği anlatamaz. Onlar, gerçeği sâdece işaret eder. Bu nedenle söylenen, yazılan, çizilen hiçbir şeye ve bu yazıda yazılanlara "KESİNLİKLE" inanmayın. Çünkü "İNANÇ, ZİHNİNİZDE OLUŞAN GÖRÜNTÜLERİN GERÇEK OLDUĞU ZANNINA YOL AÇAR. BÖYLECE SİZİ KÖRLEŞTİRİR. GERÇEĞİN DEĞİL, YANLIŞIN PEŞİNDEN GİTMENİZE SEBEP OLUR." |
|
| ÝSTEMEK, HAZ, MUTLULUK | |
|
Dilediğiniz her şeyin olmasını ister misiniz? Evet mi? Peki dilediğiniz her şeyin olmasını neden istersiniz? Yaşamınızın daha zevkli, daha renkli olacağını ve sizi mutlu edeceğini mi düşünüyorsunuz? Çok istediğiniz bir şeye sahip olduğunuzda veya çok istediğiniz bir iş olduğunda bu sizi sevindirir ve size mutluluk verir mi? Veriyorsa bu sevinç ve mutluluk ne kadar sürüyor? Birkaç yıl, birkaç ay, birkaç gün? Yoksa birkaç saniye mi? Süresi ne olursa olsun sevinç ve mutluluğunuz sonsuz değil. Mutlaka sona eriyor. Bazen de istediğiniz şey olduğunda bu sizi hiç mutlu etmez. Hatta kimisi acı verir. Kendimizi beden olarak kabul ettik. Gerçek bu değil. Biz doyumun, güzelliğin, renkliliğin, mutluluğun kendisiyiz. Kendimizi beden olarak kabul etmemiz, bu gerçeği hem görmemize hem de yaşamamıza engel oldu. Ve ben, mutluluğu ve güzelliği bedenin sınırları içinde aramaya başladı. Bedenle özdeşleşme nedeniyle Ben'in mutlulukla bağlantısı kesildi. Böylece beden, gerçek doyumu da yaşayamaz oldu. Çünkü gerçek doyum, gerçek mutluluk varsa vardır. Ben, doyumsuzluğunu bedensel haz peşinde koşarak gidermeye çalıştı. Halbuki haz, hem geçici hem de yüzeysel bir doyum yaratır. Ve haz, hiçbir biçimde mutluluk değildir. Ben'in bedene bağlı sonu gelmez arayışları, onu hiçbir zaman mutlu edemedi. Halbuki aradığı zâten kendisi idi. Şunun anlaşılması kesinlikle yaşamsaldır: Biz, mutluluk ve güzelliğe "sâhip değiliz". "Biz, mutluluk ve güzelliğin kendisiyiz". Sahip olduğunuz bir şeyi eninde sonunda mutlaka kaybedersiniz. Sahip olunacak her şey zamana bağlıdır. Bu, var oluşun doğasıdır. |